Apr 24, 2010
we luv web-cam
Apr 18, 2010
biraz kızıp çıkıcam.
yaparım bilirsin.
Apr 6, 2010
spic
nihah sen Londra turuna başlamışken ve dolayısıyla blogumuzla ilgilenemezken, ben memlekette keşfettiğim yine yeni yeniden bir lezzetle ve sadece sen mağrur gurbetçimiz Dugu için bu postu yazmaktayım. Sen bunu okurken ise ben muhtemelen tüm paketi bitirmiş olacağım. çünkü bu çok kıtır pek çıtır böyle tam senin sevdiğin şeylerden bi şey. şöyle ki, doritos bi yarışma yapmış ve insanlardan gelen 3 adet farklı lezzet önerisini piyasaya sürmüş; haydari, zeytin-kekik ve gavurdağı (bu ne menem bişiy hiç bilmiyorum) olmak üzere 3 yeni tat raflarda.

ben bugün gördüm markette ve muhtemelen normalde de cipsle yoğurt sevdiğimden mütevellit haydariliye gitti elim. pek çok beğendim kendisini, aferin koçlarıma güzel yapmışlar. sırada zeytin-kekik var ama o gavurdağlı ne idüğü baya belirsiz geldi bana, sıra ona hiç gelecek mi bilmem. umarım sen dönene kadar raflardan kaldırmazlar da birlikte deneriz, critosu ketçaba banarak yiyişini özlediğim!
böyle haberler istiyorum dedin ben de piyasa araştırmasına vurdum kendimi, büyükşehir belediyesi çalışıyor gördüğün gibi. artık oylarınızı esirgemezsiniz :blink blink:
postuma son verirken pembe yanaklarını sıkmayı bir borç bilirim.
Apr 4, 2010
candy.




heath ledger ve abbie cornish'in biraraya gelerek oyunculuklarını en harika biçimde sergilemeye and içtikleri 2006 yapımı bir film "candy".
Apr 3, 2010
na(aaaaa)ys!
Mar 30, 2010
growing trees
yayınlaması benden uygulaması sizden,
haydi göreyim sizleri aslan parçalarım!
Mar 28, 2010
haberler.
Mar 25, 2010
Mar 21, 2010
Mar 14, 2010
Mar 13, 2010

üstelik tamı tamına %40 çikolata içeriyor. sen orada junk food'un kralını yerken biz de bu garibanlarla avunuyoruz. evet, kayda değer başka gelişme olursa yine sana bağlanacağız. şimdilik böyle pek intense gelişmeler var sadece.
şşşşt bak bi! çekinme söyle yollayalım sana yurttan tatlar, sucuk kaymak bal pekmez pestil falan... bilirim canın her gece çekeyazar nihhahah
kırmızı yanaklarını özlediğim.
Mar 8, 2010
tuvalet kağıdı.vol 2.
Mar 7, 2010
bakınız.
tuvalet kağıdı.
Mar 2, 2010
Feb 28, 2010
sanatçı tanıtımı
iyi seyirler
Feb 24, 2010

alın size memleketimizdeki genç tasarımcı, fotoşipşakçı, stilci, müzikçi röportajlarını, yarışma ve sergi duyurularını derleyen "naaaays" dediğim bir online dergi:
whatever works.


Feb 22, 2010
bana bunlarla gel*
*schlotzky's (cepa) newyork cheesecake
Feb 19, 2010
bayıldım yahu!
ha birde bu hoşuma gitti daha çok daha çok diyorsanız:
wefindwildness
severek izliyorum ben şahsen.
Feb 18, 2010
herkes duysun! mağdurum ben!
yeniden söylüyorum bu bana yapılmamalıydı!
olay şöle vuku buldu: şimdi ben bir exchange öğrenci olarak ilk gün studyo'ya gittim. sonrasında bana masa falan ayarlandı. iki ayrı ama aynı içerikli studyodan şansıma soğuk olanda masam tahsis edildi. bende bir hafta sonunda, soğuk studyoda yapamayacağıma kanaat getirip diğer studyodaki kızlara gidip durumumu izah ettim. onlarda "oh no, come come, very welcome, of course u can move here" gibi kelime öbeklerini bol ingiliz aksanlarıyla bana sıcak atolyede yer ayarladılar. yeni masamın yeni sandalyesine otuduğumda yanaklarım kızarmış, keyfim yerine gelmişti. sonunda kavuştuğum iç huzurla odama geri döndüm. hafta sonunu bu mutlulukla, içimde güller aça aça geçirdim.
ama o da ne?? pazartesi bir de gittim ne table kalmış ne de chair!! "ow what the hell is going on? bloody hell" dedim içimden. ama olanı biteni sorabileceğim bi allahın kulu yoktu o sözde "sıcak" studyoda. bende bir hışımla eşyalarımı alıp diğer soğuk studyoya döndüm. ordaki herkes döndüğüme sevindi. ama bu bloody hell sinirimi geçirmedi.
şimdi soğuk studyo eskisi kadar soğuk değil sanırım. ama bu bana yapılmamalıydı.
mağdurum ben!
Feb 17, 2010
hoşlanma.

Feb 16, 2010
orange county
oc'yi ilk izlediğim anı çok iyi hatırlıyorum.
çocuğum olunca kesinlikle ona the OC izleticeğim.
bu kültürü oda tatmalı.
ve dönemin abidik gubidik şarkılarını değil,
death cab for cutie,
tabi bir de brody var.
Feb 12, 2010
forever young, i wanna be forever young with u
ilk postum!!
acikcasi biraz heyecanlandim!!
suan okulun mac odasindan yaziyorum size. oncelikle bu blogu acan kadina tesekkur ederim. benim yapmam gereken bir seydi ama iste hayat. iyi ki o yapmis, cok da guzel yapmis!
ve sizinle nasi tanistigimi anlatarak devam etmek istiyorum. yalniz komik olan su ki ikinizlede nasil tanistigimizi hatirlamiyorum sadece tahmin edebiliyorum.
-BALAK ile kesin annelerimiz bir "gunde" bulustugunda karsilasmisizdir. ilk basta biraz cekinmisimdir konusmaya; bunun nedeni gozlerimin gorunmesini engelleyen koca yanaklarim olsa gerek. sonra balak beni bir sekilde acmistir. oyunlar oynanmış, kısırlar yenmiş, kimbilir belki de beni yaramazlığa teşvik etmiş ve ya yanlış söylediğim kelimelerden birini o gün bana söyletebilmiştir. (örnek: tufalet)
sonraları aynı mahallede oturduğumuz için ahbaplığımız ilerlemiş, açık hava oyunları oynamalar, beni kendi apartman bahçe sınırından bisikletle kaçırmalar, iki apartman ötede babama yakalanmalar ve arabayla eve dönmeler gibi aktivitelere de adımız karışmıştır. balak, mahallenin kızlarıyla spice girls gösterisi yaparken ben biriktirdiğim paralarla aldığım, japon balığım poşetin içinde gösteriyi izlemiş ve çok beğenmişimdir. böyle böyle beraber büyümüş, büyüdükçe yaşananlar olaylar, problemler, aşklar, sevinçler de katlanarak artmıştır.
sonra ben mahalleden ayrılmış, antalya'nın diğer ucuna, batı yakasına taşındım. ama evden çıkmak istemeyen ergen bünyeme rağmen bir şekilde görüştük, sevgili balakla.
tarih 2010.. hala hayatımda balak. heran gülümsüyor. kafamızda binbir türlü soru işaretleri olsada, bi' araya gelince unutuyoruz onları. amaaan diyoruz. galiba bu bize annelerimizden geçen genetik miras. ne diyim hep kötüsünü alacak değiliz ya! iyiki de geçmiş!
-ARICAN ile tanışmamızı hatırlamam gerek esasında.yaşımız büyüktü. çünkü bizi balak tanıştırmıştı. ama galiba ilk görüşte aşk olmamlı ki aklım başımdan uçuvermiş. hiç bi' şey hatırlayamıyorum. arıcan ile çok kısıtlı zamanlarda buluşsakta yaşadıklarımız o kadar dolu doludur ki kendisiyle sanki hep beraberimmiş hissi yaratır.
o benim kadınımdır. yer yatağı eşimdir. yaratıcılığına özenilesi muhteşem bi' oluşumdur. kendisi tadından yenmez!
arıcanla az zamanlarda çok şeyler paylaşmış, paylaşamadığımız yerlerde hemen araya balak girmiş ve olandan bitenden beni haberdar etmiştir. böylelikle somut olarak arıcan'ın hayatında olmasam bile aşklarına, sevincine, (her zaman hiç olmamasını dilesem de hayat..) üzüntüsüne ortak olmuşumdur.
ismim.
durumlar ismimle ilgili.
malesefki arada bir unutuyorum kendisini!
mesela geçen vize döneminde sınav kağıdına adımı "gülçin" olarak yazmam.
final döneminde ise bir sınavda imza kağıdına benden önce imza atmış arkadaşım esra'nın adını okuyup kendi adımı yazarken tekrar esra yazmam.
ispanyolca dersinde dillere pelesenk olan "yo me llamo burçak" şarkımızın etkisiyle hoca bana adımı sorduğunda istemsizce "yo me llamo bu... ayh.. g....." diyerek herkesi şaşırtmam.
son bombalardan birisi de geçen gün yeni bir insanla tanışma merasimi sırasında, benden önce davranıp "merhaba ben burçak!" diyen burçak'tan sonra elimi uzatarak "merhaba ben burçak!" demem ve bunun yanlış birşey olduğunun ayırdına da 2 sn sonra anca aymam! tabii atılan kahkaların ve karşımdaki insanın garipsemiş yüz ifadesinin yardımıyla.
adımı sevmiyor değilim zira geçenlerde evdeyken, apartman sakinlerimizden bir teyzenin beni görüp de "aaaa okşan sen ne zaman geldin ankara'dan?" demesiyle adımın bir anda okşan olduğunu düşündüm ve orda daha da bir sevdim kendisini.
okşan ne lan?!
Feb 11, 2010
!f istanbul ank. ayağı ve biz
sizi geleneksel festival oyunumuza davet ediyorum:
linke tıklayınız: http://www.ifankara.com/tr/Program/Calendar
programa bakınız ve seçimlerinizi yapınız.
ben de eş zamanlı olarak seçimlerimi yapıyor olacağım.
kesişen kümelerimizi bulalım, biletlerimizi alalım, ank.daki nadide festival seçeneklerinden birini kaçırmayalım derim ben.
*sana gelince sayın dugu, wish u were here darling.
may the 'courage' be with us, ladies
kendimden cesur hareketler bekliyorum artık.
hepinizi beklerim refakatime, ne de olsa cesaret karşılıklı sergilenince level atlayan bişiy.
tüm muhtemel etiketleri, konuşmaları, yanlış anlaşılmaları hesaplamayı bırakıp yani süzgeçlerin kapaklarını açıp aklıma geleni söylemeye, söylediklerimi de yapmaya karar verdim. başladım bile. bakalım ne kadar sürecek.
birazcık delirmeden akıllı kalamayacağımı ve istediklerimi de yaşayamayacağımı anladım da ondan nihah
*bi de bgn futbol maçı izledim ya ben yıllar sonra ve dedim ki bu futbolcular kadar kro başka sporcu grubu var mıdır acaba...
jay z feat. pharrell - excuse me.
işte hayal ettiğim sevgili tipi. helikopterle geziler, özel uçağında turlamalar, lüks arabaları bana hibe etmeler, elmas yüzükler, villada hizmetçili hayatlar, oh!
böyle olsun be.
kolay olsun.
rahat olsun.
r&b olsun.
HAHAHA.
*ayrıca pharrell bana gelsin.
Feb 10, 2010
tebrikler..
ne tarz geyikler, dedikodular, şikayetler ve saçmalamalar içerir bilinmez ama şimdiden herkese hayırlı olsun demek istiyorum.
ve tabi ki 3(üç)ten şaşmayacağız.
ladies,
let the madness begin!
*sayın dugu, 'erasmus, ben kaçar' diyerek izini kaybettirdiğin için şu blogu açmayı savsaklamanın cezasını yurda döndüğünde alacaksın! postlarınla ve ingiltere anılarınla burayı sık sık taciz et ki cezanı hafifletici sebeplerimiz olsun honey bunny.
.png)

.png)












